29 Ocak 2009 Perşembe
Pilates gunleri..
20 Ocak 2009 Salı
Olm cok guzel yerler lan..
Artik son zamanlar oldugu icin surekli atraksiyon halindeyim. Bu hafta sonu da cuma gecesinden kendimizi yollara vurarak, Kuzey Gallerin sirin bir kasabasi olan Llanberis'in dag eteklerine dogru kurulmus eski bir evden bozma kucuk konaklama mekaninda kaldik. Ingilizler boyle yerleri "hut" olarak adlandiriyorlar.
Bu sefer ki ziyaretimizin amaci Ingiltere'nin ve Galler'in en yuksek dagi olan Snowdonia'ya tirmanmakti. Snowdonia kucuk bir dag aslinda Turkiyedekilere kiyaslayacak olursak. 3,560 ft (1085m) yuksekliginde kafasi surekli bulutlu olan bir dag.Cumartesi gununun sabahi saat 10'da tamamen hazirlanip koyulduk yollara. Havanin soguklugunun derecesini henuz algilayamadigimiz icin giydiklerimiz inanilmaz bunaltici ve sicak geliyordu. Ilerleyen saatlerde harcadigimiz enerji dagin eteklerinden yukari dogru ciktikca iyice vucudumuzda kendini gostermeye baslamisti ki, saatte ortalama 50mil (80.4672 km*) hizla surekli bizi yalayip gecen ruzgar dagin doruklarina gore siddetini koruyacagini gosteriyordu. Evet bir kac kez uctum ruzgardan itiraf edebilirim ama hala yasiyorum :D Patikalar insanlar tarafindan olusturuldugu icin en fazla 2 kisi yan yana yuruyebiliyorsunuz ki ben de akillilik edip kocaa Charles' i almistim yanima. Yine yeniden Turkiye'nin ne de boktan bir ulke oldugundan bahsettik hehu. Dolayisiyla Charles'in koca bedeni ruzgardan cok fazla etkilenmemi sagladi yoluma sapasaglam devam edebildim boylece. 47 kiloyum diyorum guluyorlar la. Ama o gun bi 54 kilo vardim sanirim :D neyseymis..
Donerken bastiran muhtesem yagmur, dusa oyle girilmez boyle girilir dedi resmen, barakaya vardigimizda sapir supur sular damliyordu uzerimizden. Fakat donerken muhtesem bir sey oldu. Barakaya varmamiza 400m kala -yokus yukari inanilmaz zor oluyor yagmurda yurumek- biz sadece 3 kisi kalmistik geride; Ben, Rosi ve Charles. Etrafima bakmayi birakin onume bile zor bakiyordum o yagmurda ki birden bire yanimda bir arazi araci durdu. Arkasi pickup olanlardan ici kopek doluydu, on tarafinda Rosi'yi bana isarete ederken gordum. Ciftciymis aracin sahibi sagolsun, Rosi de arkadasim minicik bisig zaten onu da alabilir miyiz diyince durmuslar yanimda. e Charles da kafasini onune egip yoluna devam ediyordu ki adam; "isterseniz bir sorun on tarafa oturak isterse buyursun" dedi, ulan dedik atla olum on tarafa -on taraf dedigim de motor kapaginin ustu-Biz tabi kkopmaya basladik Rosi'yle. Bir kac hafta once izledigimiz Death Proof gelmsiti aklimiza. Gulmekten adama zor tesekkur ettik bizi varacagimiz yere biraktiginda.
agizdan. Barakaya onceden varmis ve isinmaktan mayismis tiplerin bizi anlamasini beklemiyorduk zaten. Butun gece nasil death proofculuk oynadigini anlatti adam ya. Kiskanmadim desem yalan olur, uzulurum.
Kissadan hisse bir eldiven, bir sicak icecek ve gerekli ekipman boyle bir durumda bir hayat kurtarir..15 Ocak 2009 Perşembe
Hafta sonu..
Gectigimiz hafta sonu Newcastle ve Gateshead arasinda surttum durdum.Buyukanne ve dedeyi ziyaret ettik yeniden. Aslinda bizimkiler dedeyle Newcastle-Westham (2-2) maca gittiler, biz de butun gun buyukanneyle gezdik, alisveris yaptik, takildik ve muhabbet ettik. O kadar kibar ki karsisinda konusurken kirilicam zannediyorum. Turkiye'den gelirken buyukanne icin patik getirmistim, hastasi oldu, pek sevindi fakat terlik (sleepers) demekten vazgecmedi..
Buyukanne Newcastle'in kuzeyinde dogdugu icin heryeri avcunun ici gibi biliyormus megersem. Once bizi Kuzey'in Melegi (Angel of the North) gorkemiyle basbasa biraktilar. 98 yilinda yapimi heykel, 20 metrelik boyu 54 metrelik kanat genisligi ve 200 ton agirligiyla yilda 33 milyon kisiye kucak aciyormus. Neredeyse bir jumbo jet buyuklugunde olan heykel Newcatle-Gateshead yolu uzerinde hergecenin gozune takiliyor. 
Sonrasinda hepberaber Newcastle stadyumuna giderek bizimkileri nasil heyecan sardigini izledik. Onlari futbol sevgisiyle basbasa birakirken biz de Tyne Nehri kenarindaki yolculuguma baslamistik. Hem modern hem de eski yapilari hala daha barindirabilen Gateshead, cok atraksiyona sahip bir yer olmasa da barindirdigi mimari yapiyla akillara muhtesem anilar yerlestiriyordu.
Nehrin uzerinde toplam 7 adet birbirinden farkli kopru var. Herbirinin mimarisi yapilis amaci ve zamanlari birbirlerinden farkli. Bu kopruler Newcastle'i ve Gateshead'i birbirine bagliyor.

Ben agzim acik bir sekilde sehri izlemeye devam ederken hic aciktigimi filan farketmedigim icin, bisigler yemeyi onerdiginde gercekten agzimin bile kurudugunu hissedebiliyordum. Naptik, gittik supsuper bir kafeye ve Ingiltere'de yedigim en guzel seylerden biri olan "Cream Tea" sefasini tattik. Hea nedir!? Bizim pogacalarin tatlandirilmis olanini dusunun, ortadan ikiye ayiriyorsunuz, arasina once tereyagi suruyorsunuz ustune kaymak suruyorsunuz onun ustune de recel suruyorsunuz ve agzinizi kocaman acip bir lokmada yutuyorsunuz. Ohh afiyet oluyor resmen. Ama fazla yiyince iciniz bayiliyor, o yuzden yaninda sizin icin ozel gelen minik porselen caydanlik icindeki cayi, uzerine bir Ingiliz edasiyla eklediginiz sut ile beraber icmek suretiyle kendinize geliyorsunuz. Gercek guzel ama.. ! Bakiniz hayvan nasil da bitirmis..
Ardindan kalktik, once bir fotograf galerisini (Iran ile ilgili herhangi bir sey moda oldugu icin bu zamanlarda, Iran'li genc kizlarin yasamini hikaye eden bir sergiye konukluk etmis olduk) ardindan da bir sanat galerisini gezdik. Sanat galerisi (Baltic), koprulerden birinin tam ucunda bulundugu icin butun kopruleri ve sehrin sahibesini en ust kattan gorebiliyorsunuz. Serginin bas figuranlarindan biri modern sanatci Yoko Ono (John Lennon'un esi muzisyen, artist olarak taniniyor), bize modern sanattan anlamadigimizi ya da modern sanatin anlatmak istedigi pek bir sey olmadigini gosterdi. Zira bakiniz fotolara iste.. 
Kacarcasina uzaklastik.. Ki yanimdaki hanimefendi yeterince yorulmus ve artik oturup kahve icmek istiyordu. Girdik kolkola adimlarimizi fiti fiti atarken Newcastle'in konser merkezinde bizimkileri bekleyip kahvelerimizi yudumlamaya karar verdik. Efendim cus oha yuh diyip saskinligimi belirtmek istiyorum. Bize de yapsalar boyle birsey diyorum. Abartiyorum belki ama ben pegendim arkadasim. Sade, modern ve sehvetli. Bir de siyah gri demir renkler birazcik icine cekti beni ondan.. Kahvesi pek guzel degildi oysaki.. 
Cumartesi gunumuzu bu sekilde yitirip, pazar gunu miskinligini de yapmadan gecemedik. Birisi 80 digeri 75 yasindaki citirlarimizla Pictionary -ki favori oyunlarimdan biri-, domino oynadik. Harita uzerinde Turkiye'nin konumunu tartistik. Ben yine muhtesem Turkiye temsilciligimi gostermis oldum :D Birsuru sorular sordular herseyi devlete baglayarak cok kotu cevaplar verdim.. Bahcede gordugumuz kakim(!hayatimda ilk kez gordum bu hayvani Turkcesi kakimmis) hakkinda arastirmalar yaptik internetten, tartistik, konustuk ve bilgi edindik..
Pazar gununu de evde tuketmemek adina bir ara disari ciktik ve magazalari dolastik, ve yeniden hayatimdaki en komik makarnalari bu magzalardan birinde gordum. Ahanda..
Aksam olunca da eve donduk ve temizlenip uyuduk.
- Newcastle ve Gateshead otantik mekanlarmis.
- Newcastle aslinda Newcastle upon Tyne'mis.
- Kuzey pekte sogukmus.
- Dunyanin en cok gorus alan heykeli Kuzey'in Melegi imis.
- Yoko Ono sanat yoksunuymus ya da biz de kimmisiz ki.
- Kakim bir hayvanmis Gelincik ise sadece kislari bembeyaz olan bir hayvanmis yoksa bu ikisi arasinda hicbir fark yokmus. Derileriyuzulesice kurk avcilari tarafindan cok fazla rabet goruyorlarmis.
- Earl Grey bildigimiz super aromali caydan ibaret degilmis. Ingiliz baskanlarindan birinin adindan sonra bu ismi almis. Pek uzun hikayesi var. Bakiniz wiki..
- Galler dilinde tek bir kelimeye tekabul eden 'Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwllllantysiliogogogoch' kelimesi -ayrica boyle bir yer var -gozlerimle gormustum- Ingilizce'de yaklasik 20 kelimeye takabul ediyormus, ki anlami burada.
- 75-80 yasinda da olsan duydugun ve yasattigin sevgiyle hala daha el ele tutusup sokaklarda fink atabiliyormussun.
Hadi saglikli gunler. Gorusuruz..
8 Ocak 2009 Perşembe
Fiti fiti karciklar

Ruzgarin estigi her yere kar yagdi ne guzel. Bizi de es gecmedi. Supsuper yagdi, tadina baktim hala ayni.
1 Ocak 2009 Perşembe
Hosgeldin dunyama yeni yil

Hayir bu sefer cok icmedim. Ustelik nerdeyse hic icmedim. Onceki senelerde surekli elimde gorunen bira siseleri yoktu artik. O yuzden super uyuz gecirdim bu yilbasi partisini. Topu topu 16 kisi 11 adet sampanya sisesi ve 4 adet sarap bitirdik. Arada icilen biralari saymiyorum. Sayamadim cunku.
Dolayisiyla saat 1 de herkesin gozu dusuyordu mal gibi yiyip icmekten.
Saat 10 da annecigimi aradim tam da zamaninda dusurebildigim icin sansli saydim kendimi. Ayni zamanda dogum gunu pastasiyla babamin da iceri girmesiyle pek konusamadi annem sumukleri yuzunden ama yine de ne kadar mutlu oldugunu anlayabildim. Zaten kimse inanmiyor bana bu yasta oldugunu soyledigimde..Sevdicegimle konustum oynadiklari sessiz sinemayla Nesecigim'i sinirlendirmisler (camura yatmis, caktirmayin sevdicegim oyle dedi). Ordan da bonusu kaptiktan sonra yemegimizi yemeye devam ettik, danalar gibi yedik. Inekler gibi ictik.

He bir ara muzikli sandalye kapmaca oynadik, ben yendim ! hehu
Ama herkesin keyfi Rosi'nin gununu saat 11den itibaren yatakta gecirmesi yuzunden kaciverdi. Kadin yeniyila yatakta kusarak girdi. Biz inek gibi ictik ya, o okuz gibi icti o yuzden. He noldu biz de biraz geyik yapip biraz bilardo oynayip kendimizi eglendirdik. Gecenin ilerleyen saatlerine dogru sicak basinca cikarttim hantallari. Fiti fiti dolasmaya karar verdim. Fotograf cekip simardik filan.
Sabah, yani bana sabah olan saat 3 te uyandim ben. Daha dogrusu yataktan o saatte kalktim hic cikasim gelmedi. Oyle uyuz bir sekilde takilmak istedim fakat daha fazlasina sidik torbam musade etmedi.
Annem geldi yine aklima sabah uyandirdiginda zorla yataktan kaldirmak icin sidik torbamin uzerine bastirir annem.
-aa bak ne cok cisin gelmis hadi kalk cabuk kalk.
- :s
Millet ogle yemegini hazirlarken ben kahvalti yapiyordum ama ogle yemegini de yedim tabii ki. Mupmuhtesem bir vejateryan dolmasi yedim. Hastayim cok guzel oluyor sebze yemekleri, seviyorum sayiyorum.Pek cok yazinin basinda ya da sonunda oldugu gibi; bir seneyi de boyle atlattik sevgili okurlar.
Hepinize saglikli yeni yil dilekleri.
Gorusuruz.
1.Lee ve ben yemek yapmak. -en azindan yapmaya calismak-2.Icilen sampanya siselerini marifetmis gibi sergilemek.
3.Topluca poz vermek. -tiplere bak allam-
4.Oyunu kazanmak.
5.Aniden cekilen foto musabakasinda en normal secilen tip olmak. Hayatin anlamini anlatiyordum orda..
29 Aralık 2008 Pazartesi
myshoesforbush
Boyle Pazartesi mi olur?
En son Eylul ayinda ziyaret ettigimiz St.Paul Katedralinden sonra beni yeterince etkileyen baska bir ataraksiyonu da bugun gerceklestirmis olduk.St.Paul'un beni etkilemesinin sebebi ise, altin galeri ve fisilti galerisi olarak iki bolume ayirilan basamak butunlemesinin yaklasik 800 basamaklik merdiven tirmanisindan sonra ayaklarinizin altina butun gorkemini seren Londra'nin ne denli huzursuz oldugunu gorebilmemdi. -adina soylenecek cok sey var-
Bugunki etkilesimimiz ise, ulusal ormanin tam gobeginde yer alan, Conkers olarak adlandirilan dogal hayati koruma adina olusturulmus bir ic ve dis mekan eglence-egitim merkezi. Bizde de cocuk sayisi gelen misafirle 3'e cikinca zamani degerlendirmek adina boyle bir yeri secmis bulunduk. Tabi mekan sadece cocuklar icin degil, bizim gibi yasini basini almis insan evlatlari icin de cocukluk cagina donebilmemizi saglayan oyuncaklardan olusuyordu. Sadece cocuklar gibi sen olan cocuklar degildi yani anlayacaginiz.
Hayatimda ilk kez ren geyigini burda gormus oldum mesela hahu pek de fantastikmis boynuzlari. Hayvanat bahcesinde filan gordum mu diye dusundum ama hic hatirlamiyorum bu boynuzlari.

Harcadigimiz vakit o kadar hizli gecti ki komandolarin egitim zimbirtilarini aratmayacak derecede ustunden altindan ziplayip hoplayip sicradigimiz oyun alanlari her birimiz icin bahis mekanina donmustu.
Yaparsin yapamazsin, ha atladin ha ziplayamadin derken aksam olmus acikmisiz.
Bahsettiklerim biliyor Ingilizlerin ne derece harikulade yemek zevkleri oldugunu, fakat bu sefer ki bambaska tapilacak derecedeydi. Saskinliktan fotograf cekmeyi dahi unuttum.
Masalarin uzerine oturulmayacak derecede copluge donmustu her taraf. Insanlar yediklerini oldugu gibi birakmis, yas ortalamasinin en fazla 17 oldugu calisanlar artik herseyden bikmis sekilde servis bile yapamadan suratsiz sekilde dolaniyorlardi. Sordugumuz her seye "sef biraz once tukendigini soyledi" cevabini verince birseyler siparis etmekten vazgectim ben, ki o hali gordukten sonra o mutfaktan cikacak hicbirseyi yiyemezdim. Mandalina ve elma dunyanin en guzel ogle yemegiydi o sirada.Lanet olasi Ingiliz mutfagi!! Patates-balik kizartmasi ve hamburgerden baska birseyden anlamayan saskaloz zihniyet kiniyorum sizi yine yeniden..
Bir de sekil yapip istah arttirmaya calisiyorlar. Bu da patates puresinin kizarmis hali..
Neyse anlattiklarim gunu ne kadar eglenerek gecirdigimi ne sekilde dogadan ve bilimden etkilendigimi aktaramamis olsa da yine de iyiydi iste.
Boylece supsuper gunu kocaman sismis bir migde ile bitirmis bulunmaktayim. Ictigim kirmizi sarabim da yanima kiyak.
Kirmizi mi beyaz mi desinler, yapistiririm kirmizi. Afiyettir candir kandir.
Iyi aksamlar.
*Minik kus Robin Ingiltere'depek meshur kendileri pek sevimli bir kus poz verdi ablasina uy uy yiring.
Bu da izlemek isterseniz Conkers youtube vidyosu.
27 Aralık 2008 Cumartesi
Beautiful frock
Bu sefer ne alacagimi biliyordum ya o yuzden hersey cok daha basitti benim icin tabii. Gel gor ki, onca %50, %75 lik indirimlerin icinde ve komik rakamlarda alinacak pek cok seyin icinde bir sey begenmek biraz uzun surdu.
i nolmus..26 Aralık 2008 Cuma
Yar bana bir eglence..

Modern Santa bu :D
Bir onceki aksaminda, gelisim serefine supsuper yemek yedik. Gayet huzurla hazirlanmis sofra ic aciciydi gercekten yeterince acikmistim. Gorduklerinde bogazima yapisan veletlerin beni bu kadar ozleyecegini hic bilmezdim :D
Kirismisi beraber gecirecegimiz icin inanilmaz heyecanliydilar. Kirismis sabahai saat 5 te uyanmislar. O gunun sabahinda cok yorgun oldugum icin biraz gec uyandim dolayisiyla beni beklemisler tum hediyeleri acmak icin (ne ayip la bana).
Herkes isiltili agacimizin etrafina toplandiginda gozlerimizde kocaman piriltilar olusmustu hehe. Ben de en az bizim keretalar kadar sevincliydim gercekten. Herkes birer birer hediye paketlerini yirtmaya basladi. Arada ben de yeterince nasibimi almistim hehe. Pijamalar olayin buyuk sirri bu arada(geyik adet). Yataktan kalktigin gibi agac basina kosuyorsun gozunu acamadan paket acmaya basliyorsun ehu :D
Benim en simarik hediyem kafamdaki noel baba
sapkasiydi. Benim getirdigim pismaniyeler heyecan verici hediyeler arasinda yer aldi tabii bunu da pas gecemeyecegim, afiyetle yesinler aclar :} Malesef bu yil kirmizi don hediyem olmadi :D Bu da Turk geyigi nolmus yani.. Annem hep alir bana. neyseymis ..Sabah bir yandan yoresel kahvalti yaparken bir yandan da aksam yemegi icin hazirlik yapmaya baslayan Rosi, bana gunun anlam ve onemiyle ilgili bilgiler veriyordu. Kirismista yenilen geleneksel kahvalti ise yumurta ve somon baligini pure haline getirerek mikro dalga firinda 1-2 dakika pisirerek tost ekmeginin uzerine koyup yemek. Ne kahvalti ama!!
Kahvaltidan sonra kafamiza taktigimiz kirmizi kukuletalarimizla 6 kilometrelik bir bisiklet gezisi bizi bekliyordu. Bunun geleneksellikle hic bir ilgisi yok, maksat kendimizi eglendirmek. Oyle bir eglendik oyle bir eglendikki saat 10 oldugunda hepimizin gozleri kapaniyordu. Aksam yemeginin agirligi bunyemizi zaten hizlica sarmisti. Kirismis tatlisina agzimi surmedim zira kendisi uzumden olustugu icin katlanilmaz bir tad yaratiyor ben de sosuna gomuldum hehe. Bir de uzerine boyle alkol dokup yakmadi mi o kirismis tatlisini ben orda iptal oldum zaten :s
Haburada da yemekten bir kuple.
Hepberaber izlemeye calistigimiz filmlerle gunu sonlandirip yataklarimiza daldik kocaman kucaklarla.Sonuc itibariyle hep beraber gecirdigimiz icin kirismisi pek mutluyduk :}
Bugun de aslinda Boxing Day olarak adlandirdiklari bir gun. Ilk duydugumda sacma bir sekilde boks ile bir baglanti kurmaya calismistim dogal olarak fakat, alakasi yoktu tabi. Eski zamanlarda insanlar kirismislarini yapar, hindileri yer ertesi gun yani bugun de hediyelerini acarlarmis. Kutu kutu pense oldugu icin de Boxing Day denmis. Fakat zamanla bu gelenek sabirsizliga donuserek kirismis gunune kadar dusmus. Fotografta yanimda duran Slovakya insani ise Slovakya'da iyice isin bokunun cikarildigini soyleyerek kirismistan bir gun once acilgidini soyledi. Bunlar iyice sabirsizmis canim.
Bugunumuzu yeterince ruhsuz geciriyoruz nerde o eski gunler diyerek bugunun yarattigi boslugu degelendirmeye calisiyoruz.
Son kirismisimizi da atlattiktan sonra geriye kalan "son"lara dogru kucak aciyoruz.
Saglicakla kalin.
Yine yeniden!
Uzun zamandan sonra(!) yeniden yazmak biraz garip bir hissiyat depoluyor bunyeme ama bundan sonra canim cektikce yazmayi planliyorum. E bir degisiklik olsun.
Aradan gecen onca zaman pek cok sey yasandi, bitti. Yenilikler gorduk, eskilikleri tazeledik ve en onemlisi de milyonlarca hasret gidermecelik oynadik.
Kendi blogum disinda normalde takip ettigim bloglari takip etmeyi hic birakmadim tabii ki. Ekimden bu yana pek cok zaman gecmis, oncesinde de yasanmisliklari aktarmak cok uzun zamanlara geri donup olanlari yeniden hatirlayip yazmak gereksiz zaman yormacasi yapar. Dolayisiyla bundan sonrada artik zamanla gunun ilginc gelismelerini -varsa tabii- ya da ilerde hatirlama konusunda zorluk cekecegim yasanmisliklari yeniden hatirima getirmek icin minik bir kaynak olacak bana sevgili blog. Sifremi yeniden unutmazsam ulasabilirim tabii.
Simdilik kisa bir giris yazisi olsun bu yeterince ruhsuz olarak. Yeni yazida gorusebilmek dilegiyle esen kalmanizi isterim.






