15 Ocak 2009 Perşembe

Hafta sonu..

Aile saadetine bak yareppim..
Gectigimiz hafta sonu Newcastle ve Gateshead arasinda surttum durdum.

Buyukanne ve dedeyi ziyaret ettik yeniden. Aslinda bizimkiler dedeyle Newcastle-Westham (2-2) maca gittiler, biz de butun gun buyukanneyle gezdik, alisveris yaptik, takildik ve muhabbet ettik. O kadar kibar ki karsisinda konusurken kirilicam zannediyorum. Turkiye'den gelirken buyukanne icin patik getirmistim, hastasi oldu, pek sevindi fakat terlik (sleepers) demekten vazgecmedi.. Buyukanne Newcastle'in kuzeyinde dogdugu icin heryeri avcunun ici gibi biliyormus megersem. Once bizi Kuzey'in Melegi (Angel of the North) gorkemiyle basbasa biraktilar. 98 yilinda yapimi heykel, 20 metrelik boyu 54 metrelik kanat genisligi ve 200 ton agirligiyla yilda 33 milyon kisiye kucak aciyormus. Neredeyse bir jumbo jet buyuklugunde olan heykel Newcatle-Gateshead yolu uzerinde hergecenin gozune takiliyor.
Sonrasinda hepberaber Newcastle stadyumuna giderek bizimkileri nasil heyecan sardigini izledik. Onlari futbol sevgisiyle basbasa birakirken biz de Tyne Nehri kenarindaki yolculuguma baslamistik. Hem modern hem de eski yapilari hala daha barindirabilen Gateshead, cok atraksiyona sahip bir yer olmasa da barindirdigi mimari yapiyla akillara muhtesem anilar yerlestiriyordu.


Nehrin uzerinde toplam 7 adet birbirinden farkli kopru var. Herbirinin mimarisi yapilis amaci ve zamanlari birbirlerinden farkli. Bu kopruler Newcastle'i ve Gateshead'i birbirine bagliyor.

Ben agzim acik bir sekilde sehri izlemeye devam ederken hic aciktigimi filan farketmedigim icin, bisigler yemeyi onerdiginde gercekten agzimin bile kurudugunu hissedebiliyordum. Naptik, gittik supsuper bir kafeye ve Ingiltere'de yedigim en guzel seylerden biri olan "Cream Tea" sefasini tattik. Hea nedir!? Bizim pogacalarin tatlandirilmis olanini dusunun, ortadan ikiye ayiriyorsunuz, arasina once tereyagi suruyorsunuz ustune kaymak suruyorsunuz onun ustune de recel suruyorsunuz ve agzinizi kocaman acip bir lokmada yutuyorsunuz. Ohh afiyet oluyor resmen. Ama fazla yiyince iciniz bayiliyor, o yuzden yaninda sizin icin ozel gelen minik porselen caydanlik icindeki cayi, uzerine bir Ingiliz edasiyla eklediginiz sut ile beraber icmek suretiyle kendinize geliyorsunuz. Gercek guzel ama.. ! Bakiniz hayvan nasil da bitirmis..

Ardindan kalktik, once bir fotograf galerisini (Iran ile ilgili herhangi bir sey moda oldugu icin bu zamanlarda, Iran'li genc kizlarin yasamini hikaye eden bir sergiye konukluk etmis olduk) ardindan da bir sanat galerisini gezdik. Sanat galerisi (Baltic), koprulerden birinin tam ucunda bulundugu icin butun kopruleri ve sehrin sahibesini en ust kattan gorebiliyorsunuz. Serginin bas figuranlarindan biri modern sanatci Yoko Ono (John Lennon'un esi muzisyen, artist olarak taniniyor), bize modern sanattan anlamadigimizi ya da modern sanatin anlatmak istedigi pek bir sey olmadigini gosterdi. Zira bakiniz fotolara iste..
Kacarcasina uzaklastik.. Ki yanimdaki hanimefendi yeterince yorulmus ve artik oturup kahve icmek istiyordu. Girdik kolkola adimlarimizi fiti fiti atarken Newcastle'in konser merkezinde bizimkileri bekleyip kahvelerimizi yudumlamaya karar verdik. Efendim cus oha yuh diyip saskinligimi belirtmek istiyorum. Bize de yapsalar boyle birsey diyorum. Abartiyorum belki ama ben pegendim arkadasim. Sade, modern ve sehvetli. Bir de siyah gri demir renkler birazcik icine cekti beni ondan.. Kahvesi pek guzel degildi oysaki..

Cumartesi gunumuzu bu sekilde yitirip, pazar gunu miskinligini de yapmadan gecemedik. Birisi 80 digeri 75 yasindaki citirlarimizla Pictionary -ki favori oyunlarimdan biri-, domino oynadik. Harita uzerinde Turkiye'nin konumunu tartistik. Ben yine muhtesem Turkiye temsilciligimi gostermis oldum :D Birsuru sorular sordular herseyi devlete baglayarak cok kotu cevaplar verdim.. Bahcede gordugumuz kakim(!hayatimda ilk kez gordum bu hayvani Turkcesi kakimmis) hakkinda arastirmalar yaptik internetten, tartistik, konustuk ve bilgi edindik..
Pazar gununu de evde tuketmemek adina bir ara disari ciktik ve magazalari dolastik, ve yeniden hayatimdaki en komik makarnalari bu magzalardan birinde gordum. Ahanda..
Aksam olunca da eve donduk ve temizlenip uyuduk.


Neler ogrendik?

  • Newcastle ve Gateshead otantik mekanlarmis.
  • Newcastle aslinda Newcastle upon Tyne'mis.
  • Kuzey pekte sogukmus.
  • Dunyanin en cok gorus alan heykeli Kuzey'in Melegi imis.
  • Yoko Ono sanat yoksunuymus ya da biz de kimmisiz ki.
  • Kakim bir hayvanmis Gelincik ise sadece kislari bembeyaz olan bir hayvanmis yoksa bu ikisi arasinda hicbir fark yokmus. Derileriyuzulesice kurk avcilari tarafindan cok fazla rabet goruyorlarmis.

  • Earl Grey bildigimiz super aromali caydan ibaret degilmis. Ingiliz baskanlarindan birinin adindan sonra bu ismi almis. Pek uzun hikayesi var. Bakiniz wiki..

  • Galler dilinde tek bir kelimeye tekabul eden 'Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwllllantysiliogogogoch' kelimesi -ayrica boyle bir yer var -gozlerimle gormustum- Ingilizce'de yaklasik 20 kelimeye takabul ediyormus, ki anlami burada.
  • 75-80 yasinda da olsan duydugun ve yasattigin sevgiyle hala daha el ele tutusup sokaklarda fink atabiliyormussun.

Hadi saglikli gunler. Gorusuruz..

5 yorum:

(Süper)Cem dedi ki...

denemesine varım! ama yine de sütsüz çaydan vazgeçebileceğimi sanmıyorum :p

teyzeye hastayım bi de lol

nuran dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
nuran dedi ki...

ooooooohhh sefaan olsun, nede güzel gezdin :))))

mimi wonka dedi ki...

kendim gezmiş kadar oldum o derece keyif aldım okurken, o sondaki kelime nasıl talaffuz ediliyor peki? hani onu okuyabiliyor mu bu Galler?

Darkohl dedi ki...

tek bir kelime olmasina ragmen neredeyse 5-6 durak yaparak okuyor ve telefuzunu yapamayacagim kadar zor bir dil :}
pek cok vurgu dilin ust ust damaklara ve ust dislere degdirilmesiyle olusuyor.
boyle bir aciklama yapabilirim :}
ve evet Galler supsuper sekilde telafuz edebiliyor, ha noluyor, sen oyle mal gibi bakiyorsun o kelimeyi sarfederken :D